Adnan FARUK (İstanbul, 2026)
şehre kulak kesildim bu gece.
her tarafta hınca hınç bir yalnızlık..
yanık unutulmuş bir sokak lambasının hüznü doluyor yüreciğime,
titrek sarı ışığıyla kaldırımları yoklayan kimsesiz bir sokak lambasının.
burnumda ölgün bir papatya kokusu..
soludukça içime siniyor şehrin koca kederi.
gözlerim takılı kalıyor kör sokaklarda,
her biri sanki bir insanlık cenazesi,
ince ve uzun bir zaman koridoru gibi
sarıyor beni ve hislerimi en kuytularda.
bazen bir topuklu sesi bazen kırılan bira şişesi
bazen de bıçaklı bir kavganın ortasında edilen sıcacık küfürler..
işte, bu umursamaz ve buyurgan şehrin senfonisi!
bir de sildi mi gündüzün makyajını, soyundu mu güneşin ışığından
tüm şehvetiyle önümde bu şehir, anadan üryan.
koşuyorum, kaçıyorum..
çıplak caddelerden bir ben utanıyorum.
hangi duyguyu biriktirmeliyim sinemde?
yapraklarla süpürülen huzuru mu, yağmurla akıp giden umudu mu?
yalansız bir ağaç bulursam karanlık bir köşede
çekip kendime dallarını, asarım şehrin omzuma yıktıklarını.
dolanıyorum bu hiçliğin merkezinde kendimsiz.
binlerce kışın ötesinde bir bahar arıyor gibiyim.
kim bilir ben, ben miyim; bu şehir hangi şehir?
ah bir kaçabilsem bu şehirden,
içimde taşımadan, ruhuma sızmadan..
